SSS – Sanatta Sansüre Son!

4 Nisan, 2007

Rojin’e TV8’den “Kürtçe” Vetosu Protesto Ediliyor

Kategori: Sansür Haberleri — ruhibey @ 3:31 pm

rojin.jpg  Bugüne değin birçok ulusal TV kanalında programlara katılan ve katıldığı programlarda çeşitli dillerden, bu arada ana dili olan Kürtçe dilinden şarkılar söyleyen sanatçı Rojin, TV8′den yine Kürtçe vetosu ile karşılaştı. TV8 yöneticileri Nilgün Belgün’ün sunduğu programlarına davet ettikleri sanatçı Rojin’in Kürtçe şarkılar söyleyebileceğini öngörerek, programı son anda iptal ettiler.

TV8 bunu hep yapıyor…

TV8 tarafından, iki yıl önce de Rojin’i bir sabah programına davet edilmiş ve program esnasında Rojin’in Kürtçe şarkı söylemesi üzerine hemen reklamlara girilerek, Rojin’in şarkılarını tamamlamasına izin verilmemişti. Program esnasında, program yetkililerinin Rojin’i Kürtçe şarkı söylemeyeceği konusunda ikaz etmeleri üzerine, yayın nahoş bir şekilde son bulmuştu. Rojin’in ise, bu ikazı pek de dikkate almayarak birçok dilde olduğı gibi anadili olan Kürtçe diliyle de şarkılar söylemeye devam ettiği biliniyor.

Bir ay önce TV8′de program yapan Nilgün Belgün’ün daveti üzerine, 28 Mart 2007 Çarşamba günü önceden planlanmış olan programa katılmaya hazırlanan Rojin, yine TV8′in Kürtçe engeline takıldı.

(dahası…)

21 Mart, 2007

TRT’den Ahmet Kaya’ya Sansür

Kategori: Sansür Haberleri — sansursuzsanat @ 1:53 pm

Tatar RamazanTRT’nin “Altın Makası” 2000 yılında Fransa’da ölen Ahmet Kaya‘ya uzandı. TRT 1 dün gece başrollerini Kadir İnanır ve Esin Moralıoğlu‘nun paylaştığı müziğini ise Ahmet Kaya‘nın yaptığı”Tatar Ramazan Sürgünde” filmini oynattı.

Kadir İnanır‘ın bir kez daha efsane olduğu filmin önemli sahnelerinden birisi de sürgüne gittiği cezaevinde saz çalan bir mahkumdan bağlamasını alarak, Ahmet Kaya‘nın “Şu Dağlarda Kar Olsaydım” türküsünü çalıp söylemesiydi. Ancak bu türkü Ahmet Kaya‘nın sesinden olduğu için dün TRT’nin sansürüne uğradı.

TRT’nin sansürü sadece bu şarkıyla yeterli kalmadı. Cezaevlerinde devletin ihmalinin olduğunu belirten Tatar Ramazan’ın unutulmaz replikleri de “Altın Makas”tan nasibini aldı.. Yine filmin son sahnesinde Tatar Ramazan’ın “Burada vurulacak biri vardı O’nu da ben vurdum, benim adım Tatar Ramazan” repliği de sansürden kurtulamadı…

www.internethaber.com / 21 Mart 2007

Haber ile ilgili gazetelerde çıkan yazılar;

ALTIN MAKAS KIRILMADIKÇA
TRT’nin altın makası bu kez Tatar Ramazan için çalıştı. Hatırlatalım, Kadir İnanır’ın oynadığı Türk sinemasının yüz akı filmlerinden biriydi Tatar Ramazan.

Önceki gün TRT’de gösterildi. Ve sonu daha önce bahsettiğim Uçurtmayı Vurmasınlar gibi oldu. Sansürden kuşa çevrildi…

Üstelik ekran tarihinde belki de ilk kez bir filmin içindeki şarkı makaslandı. Söyleyen Ahmet Kaya olduğu için…

Aslında okur mektupları devlet kanalının bunu sıkça yaptığını aktaran şikayetlerle dolu. Yetişmek zor elbet hepsine. Ama spesifik bir örnek veriyorum bakın…

Tatar Ramazan’a çalışanaltın makas zihniyeti kırılmadıkça TRT’den bir şey beklenemez. Gerçi beklenti de kalmadı ama bir umut işte!

Mesut Yar
Posta gazetesi / 23 Mart 2007

ŞU DAĞLARDA KAR OLSAYDIM
Başrolünü Kadir İnanır’ın oynadığı Tatar Ramazan’ı en az on kez seyrettim..

Seyretmekten kendimi alamadığım bir film.. 1992′de çekilen filmin öyküsü II. Dünya Savaşı yıllarında bir hapishanede geçer.

Adalet sistemi ve hapishaneler üzerine ince eleştirilerin yer aldığı filmde Kadir abimiz üstün bir performans göstermiş..

Hayati Hamzaoğlu, Yıldırım Gencer keza öyle.. Bütün karakterler yerli yerinde..

Filmde içime sinmeyen tek bir sahne vardı.. O da Tatar Ramazan’ın eline bağlama alıp, “Şu dağlarda kar olsaydım” türküsünü söylediği sahne.. Türkü, Ahmet Kaya’nın.. Türküyle bir alıp vermediğim yok, güzel bir türkü.. Filmin ritmine uymayan şey, Kadir İnanır’ın türküyü Ahmet Kaya’nın sesiyle söylemiş olmasıydı.. Kendi sesiyle söylemesi daha otururdu.. TRT, filmin bu sahnesini makaslamış.. Kaya’ya ambargo koymuş ve bu yüzden makaslamışsa, işgüzarlık yapmış..

Bazı replikler de makaslanmış..

“Burada vurulacak biri vardı onu da ben vurdum, benim adım Tatar Ramazan” gibi.. Filmdeki bazı repliklere bakalım..

“Devlet adil olduğu sürece güçlüdür”.

“Köpeği bile aşağılamam, Allah yaratmış, ama insanların köpekleşmesi beni çıldırtıyor.”

Repliklerden biri de kanunların güçlüye ayrı, güçsüze ayrı işletilmesi hakkındadır:

“Kanun vardır kırbaç gibi, kanun vardır sütlaç gibi. Adamına göre.”

Darbı mesel haline gelmiş replikler.. Onbeş yıldır gösterilen bir film..

İsterseniz TRT’de göstermezsiniz..

Makaslama, gereksiz..

Hoş da değil..

Abdullah Muradoğlu
Yeni Şafak gazetesi / 27 Mart 2007

10 Mart, 2007

Ben Böyle Sanatın…

Kategori: Uncategorized — ruhibey @ 10:39 am

untitled-1.jpgAhmet Kaya’ya uzanan çatallar Mihran Tomasyan’ın enstalasyonunda.

Yüzlerce yıllık resimsizlik, heykelsizlik geleneğinden gelen bir toplumda, sanatçıların günlük güneşlik bir havada özgürce eserlerini sergilemelerini beklemek gerçeküstü bir iyimserlik belirtisi. Kişileri manevi anlamda tanrılaştırmak serbestken, elle tutulabilen suretlerinin yapılmasının günah sayılması; bizim diğer toplumların aksine tarihimizi görsel kaynaklardan öğrenip yorumlayamamamıza mal olmuş durumda.

(dahası…)

16 Şubat, 2007

AB Karşıtı Oyun Askıya Alındı

Kategori: Sansür Haberleri — ruhibey @ 4:15 pm

 2892827.jpgDevlet Tiyatroları’nın geçen yıl sadece 10 kez sahnelenerek repertuardan çıkarılan Avrupa Birliği karşıtı oyunu “Avrupa Komedyası”, yeni sezonda da kurumun gündemine gelmedi. “Avrupa Komedyası”nda rol alan oyuncu kadrosu da dağıtıldı.

Türkiye’nin 1960’lı yıllardan beri devam eden AB’ye üyelik süreci, oyunla birlikte ilk kez DT sahnesine taşınmıştı. Kapalı gişe oynayan Avrupa Komedyası, üç partilik bir koalisyon çevresinde Türkiye’nin AB serüvenini, IMF’yle olan ilişkilerini ve Türkiye’nin içine girdiği ekonomik bunalımı sert ifadelerle sahneye taşıyordu.

BAŞBAKANIN ODASINDA ABD ASKERLERİ

13 Nisan 2006’da prömiyeri yapılan ve her gösterimi kapalı gişe oynayan Avrupa Komedyası’nın finalinde, ABD askerleri Başbakanın odasına girerek, ülkeyi işgal ediyordu. Bu sahne oyunu izlemeye gelen birçok milletvekilinin ve bürokratın da dikkatini çekmişti. Kamuoyunda büyük yankı bulan oyunu çeşitli kurumlardan yetkililer de izlemişti.

YURTTAŞLIK GÖREVİ OLARAK YAZDIM

Oyunun yazarı Özer, oyunu yazmasının nedenini piyes kitapçığında, “Bu oyunu yazmamın tek ve önemli nedeni, Batı’nın kapısında beklerken, nelerden vazgeçmek zorunda bırakılacağımızı aklımızdan çıkarmamanın bir yurttaşlık görevi olduğunu anımsatmaktı” diyerek anlattı.

Ecevit’e saygı için kaldırdık

DEVLET Tiyatrosu Genel Müdür Vekili Mine Acar ise, Avrupa komedyasını repertuardan kaldırma nedenini şöyle açıkladı:

“Oyundaki koalisyon hükümetinin Bülent Ecevit’in başbakanlığını yaptığı hükümet olduğuna dair çok ipuçları var. Yönetmen de sahneye koyarken, oyuncular da rolleri canlandırırken Ecevit ve koalisyon hükümetini çağrıştıracak bir şekilde çalıştıkları görünüyor. Oyunu kaldırmamızın nedeni Bülent Ecevit’in ölümü oldu. Türkiye’nin başbakanlığını yapmış bir insanın, ölümünden sonra onu bu şekilde sahnede canlandırmanın hoş olmayacağını, saygı kurallarının dışında kalacağını düşünerek oyunu geri çektik.”

Umut Erdem

Hürriyet  -  16 Şubat 2007  Cuma

14 Şubat, 2007

Hayatımızın Fon Müziği

Kategori: Uncategorized — ruhibey @ 7:05 pm

Dosta Düşmana Karşı

Hayatımızın Fon Müziği  -  NTV 22:00

İlk bölümü  ‘ Kimler Geldi Kimler Geçti ‘  başlığıyla geçtiğimiz yıl kasımda yayına giren belgesel dizinin 5. bölümünde çeşitli sansür uygulamalarıyla on yıllarca radyo ve televizyondan uzak tutulan; hapisler yatan ama şarkıları dilden dile dolaşan sanatçıların şarkıları gündemde.

Ahmet Kaya’nın 1990′da kaydettiği parça, mecazi olarak, sanat yaşamı boyunca  ‘ başı belada ‘  olan Ruhi Su’dan, 70′li ve 80′li yılların düzen karşıtlarının sesi olan Zülfü Livaneli’den, bugün bile müziklerini yasaklar ve tutuklamalara rağmen icra etmeye çalışan Grup Yorum’a kadar gelen bir süreçte; muhalif müzisyen ve grupların fiili durumunu dile getirdiği gibi psikolojilerini de yansıtıyor.

Belgeselin bu bölümü de aynı çizgiyi izliyor. Kartal Cezaevi’nin önünde görüşçü insanlardan  ‘ Ahmet Kaya aslında yaşıyor ‘, tüyosuyla yola çıkan  ‘ Hayatımızın Fon Müziği Ekibi ‘, Zülfü Livaneli, Derya Köroğlu, Şanar Yurdatapan, Ahmet Kaya’nın eşi Gülten Kaya, sosyolog ve gazeteci Can Kozanoğlu’yla röportajlar yaptı. Grup Yorum, Kardeş Türküler, Yeni Türkü, Mustafa Özarslan gibi grup ve sanatçıların konser ve provalarında hazır bulundu. İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde geçtiğimiz Kasım ayında düzenlenen Free Muse - Uluslararası Müzik ve Sansür Konferansı’nda  ‘ başlarına gelen ‘  belaları dile getiren Selda Bağcan, Ferhat Tunç gibi sanatçıları görüntüledi.

Hayatımızın Fon Müziği’nin bu haftaki bölümünde Ruhi Su, Ahmet Kaya ve Zülfü Livaneli’nin daha önce televizyonda yayınlanmamış konser görüntüleri de programda yer alıyor…

Birgün -  14 Şubat 2007  Çarşamba

13 Şubat, 2007

Vakti Çoktan Gelmişti

Kategori: Uncategorized — ruhibey @ 4:24 pm

İyi şeyler de oluyor. Geçen haftadan kalan en güzel medya haberi, Hayat TV’nin bir basın toplantısıyla kuruluşunu ilan edişiydi. Daha yayınının başlamasına aylar olmasına karşın, artık emekçilerin, yoksulların sermaye toplantılarının dışladığı bütün kesimlerin bir kanalı olacağı haberi bile büyük heyecan yaratmaya yetti. Elbette haklı bir heyecandı bu.

İlginç bir rastlantı, gazetemizin medya sayfasında basın toplantısına ilişkin haberin verildiği cuma günü yaşandı. Sayfada ” Halkın televizyonu kuruluyor ” haberinin yanı sıra iki haber daha vardı.

Bunlardan biri, RTÜK yöneticilerinin televizyon kanallarının yöneticileri ve haber müdürleriyle haber bültenleri üzerine yaptığı toplantıydı.

(dahası…)

5 Şubat, 2007

Ermeni Bayrağına Basmanın Sonu

Kategori: Sansür Haberleri — ruhibey @ 11:04 am

charnock.jpg Erivan – Ünlü İngiliz dansçı Nigel Charnock, tek kişilik gösterisinde Ermenistan ve Britanya bayraklarını yere serip üzerinde oynayınca Erivan’ın hışmına uğradı. Charnock’ın Erivan’da ikinci kez sahneye çıkmasına izin verilmezken olay diplomatik krize dönüştü.

      Britanyalı eleştirmenlerin ‘ ulusal hazine ‘ diye nitelendirdiği Charnock, çarşamba günü Erivan’da sergilediği ‘ Frank ‘ adlı gösterisinde dostluk adına iki ülkenin bayraklarını ayakları altına alınca Ermenileri kızdırdı. Kültür Bakanı Hasmik Poghosyan, Charnock’un bir yıl hapsi gerektiren bir suçu işlediğini söyleyip gösteriyi iptal ettirdi. Bakan, ” Britanya’da ulusal hazine sayılan birinin böyle düşük kalite bir sanatı Erivan’a getirmesi kabul edilemez. Kraliçe’den sıradan Britanyalılara herkesin en büyük hazinesinin Shakespeare olduğundan eminiz.Öyle anlaşılıyor ki Britanya algısı dramatik bir şekilde değersizleşmiş ” diye çıkıştı.

      Amacının sanata sansür değil bayrağa saygısızlığı önlemek olduğunu savunan Poghosyan, ” Charnock Britanya bayrağına bu şekilde davranabilir. Onu yere atıp, basabilir, çiğneyebilir ve yutabilir. Fakat aynı şeyi Ermeni bayrağına yapması cezayı gerektirir ” diye konuştu. Charnock, özür dileyip ” Yapmaya çalıştığım tamamen sevgi iletişimiydi ” dedi. Ermeni Bakan, özrü kabul edip bayrağı tepmeme koşuluyla yasağı kaldırdı. Ama  ’ ulusal hazine ‘  çoktan evine dönmüştü. ( The Times )

Radikal – 04 Şubat 2007 

1 Şubat, 2007

Ahmet Ümit’in Basılmamış Kitabı Muzır Bulundu

Kategori: Sansür Haberleri — ruhibey @ 7:40 pm

ahmet-umit.jpg Yazar Ahmet Ümit’in henüz basılmayan kitabı Muzır Kurulu’na takıldı! ‘Başkomiser Nevzat’ roman dizisinin yeni kitabı ‘Tapınak Fahişeleri’ nde, karikatürist İsmail Gülgeç’in çizgi resimlerini ‘muzır’ bulan Başbakanlık Küçükleri Muzır Neşriyattan Koruma Kurulu, kitabın 18 yaşından küçüklere satışını ve afişlerinin yapıştırılmasını yasakladı. Ancak daha önce Doğan Kitap da resimlerde ‘erkek uzvu’ göründüğü gerekçesiyle kitabı basmaktan vazgeçmişti. Muzır Yasası, ‘basılmış eserler sınırlamalara tabi tutulur’ hükmünü öngörüyor. Bazı matbaaların kitap, film halindeyken kopyasını emniyete gönderdiğini,kitabının da bu şekilde kurula ulaştırılmış olabileceğini belirten Ümit, “Kitaplar suçlu bulunursa matbaalar da bundan sorumlu olur. Bu da öyle gitmiş olabilir” dedi.

Radikal – 01 Şubat 2007

27 Ocak, 2007

FREEMUSE

Kategori: Duyurular-Faaliyetler — sansursuzsanat @ 5:15 pm

3. Konferansını İstanbul Bilgi Üniversitesinde gerçekleştiren FREEMUSE (Freedom Of Musıcal Expressıon), SANATTA SANSÜRE SON girişiminin kuruluşunu resmi web sitesi sayfalarında duyurdu.

sss

NEWS
——
30 November 2006

Turkey:
Anti-censorship initiative launched

A new initiative against censorship was born during the 3rd Freemuse World Conference in Istanbul on 26 November 2006: Artists from Turkey launched the SSS initiative – Sanatta Sansüre Son – which means “End to Censorship on Arts”.

The launch took place right after a session which had presented strong testimonies by Turkish musicians and composers who have faced censorship, torture and jail in Turkey. The initiative to create SSS came from young Turkish musicians, and also artists from other fields have joined, as well as presidents of three influential professional organisations.

25 Ocak, 2007

HRANT DİNK, SEVDİĞİ VE TERKETMEDİĞİ TOPRAĞINDA KATLEDİLEREK, O TOPRAĞA UĞURLANDI…

Kategori: Uncategorized — sansursuzsanat @ 8:51 pm

hrant_dinkHayatı boyunca nefrete karşı barışı, halkların kardeşliğini, sevgiyi savunmuş olan, hayat içindeki duruşu ve inandıkları konusundaki cesaretiyle ve her birimizin yanıbaşındaki duruşu ve dayanışmasıyla kardeşimiz olmuş Hrant Dink katletildi!
Agos gazetesi yayın yönetmeni Hrant Dink, Türkiye’nin her köşesinden gelen on binlerce insanın katıldığı bir törenle Balıklı Ermeni Mezarlığı’nda toprağa verildi. Agos gazetesinin önünden başlayan yürüyüş, 8 kilometrelik bir yolu katederek Kumkapı Meryemana Ermeni Kilisesi’ne kadar geldi. Genellikle sessiz yürüyüş şeklinde gerçekleşen törenin başlangıcında, AGOS gazetesi önünde konuşan eşi Rakel Dink, Hrant’a yazdığı son mektupta şunları söyledi:
“Yaşı kaç olursa olsun, 17 veya 27 olsun, katil kim olursa olsun, bir zamanlar bebek olduğunu biliyoruz. Bir bebekten bir katil yaratmayı sorgulamadan hiçbir şey yapılamaz kardeşlerim”.

hrantOnbinlerce kişiyi birleştiren tek slogan şuydu: “Hepimiz Hrant Dink’iz, Hepimiz Ermeniyiz”.

Hrant Dink’in arkasından Düşünce Suçu(!?)na Karşı Girişiminin önerisi için bakınız: www.antenna-tr.org

Önceki Yazılar»

WordPress.com'dan blog alın.